Rusya, Çin ve İran Güney Afrika Sularında Tatbikat Yaptı
Rus, Çin ve İran Savaş Gemileri Güney Afrika Sularında: Tatbikat mı, Mesaj mı?
Güney Afrika açıklarında Rusya, Çin ve İran’a ait savaş gemilerinin bir araya gelmesiyle başlayan ve 16 Ocak’a kadar sürmesi planlanan ortak tatbikat, Pretoria’nın “deniz taşımacılığı güvenliği” vurgusuna rağmen Washington’da alarm zillerini yeniden çaldırdı. Güney Afrika ordusu tatbikatı, “deniz taşımacılığı ve denizcilik ekonomik faaliyetlerinin güvenliği” amacıyla yürütülen ortak bir faaliyet olarak tanımlıyor.
Bu tür tatbikatlar tek başına yeni değil; fakat zamanlaması ve katılımcı profili kritik: Tatbikat “BRICS+” şemsiyesi altında yapılıyor ve ABD’nin “rakip/adversary” diye kodladığı aktörler aynı fotoğrafta buluşuyor. Reuters’in aktardığına göre tatbikat, BRICS’in genişlemiş formatı olan BRICS Plus çerçevesinde kurgulandı.
Neden Güney Afrika? Neden şimdi?
1) Coğrafya: Deniz ticaretinin dar boğazı Cape hattı
Kızıldeniz–Süveyş hattında güvenlik risklerinin arttığı dönemlerde, küresel deniz ticareti daha fazla Ümit Burnu rotasına kayıyor. Bu da Güney Afrika çevresindeki suların stratejik değerini yükseltiyor. Pretoria’nın “deniz taşımacılığı güvenliği” söylemi bu bağlamda rasyonel; fakat aynı gerekçe, “kimlerle yan yana durduğun” sorusunu ortadan kaldırmıyor.
2) BRICS+ mesajı: ‘Sadece ekonomi değil, güvenlik alanı da var’
Tatbikatın adı haberde “Volonté de paix / Will for Peace 2026” olarak geçiyor ve çok taraflı katılım/“gözlemci” ülkeler vurgulanıyor: Bantu Holomisa’nın açıklamalarına göre BAE’nin gemi göndermesi, ayrıca Endonezya, Etiyopya ve Brezilya’nın gözlemci düzeyinde yer alması bekleniyor.
Bu, BRICS+’ın “alternatif düzen” iddiasını yalnızca finans ve ticaretle sınırlamayıp güvenlik alanına da taşıdığını gösteriyor.
3) ABD–Güney Afrika hattındaki gerilim zaten yüksekti
Haberde de açıkça işaret edildiği gibi Washington–Pretoria ilişkileri dip seviyelerde:
* ABD’nin Güney Afrika büyükelçisini “persona non grata” ilan edip sınır dışı etmesi (Ebrahim Rasool) gerilimi büyütmüştü.
* ABD’nin Güney Afrika ürünlerine %30 tarife uygulamasına Pretoria’nın resmî açıklamayla tepki vermesi, ekonomik baskı başlığını da öne çıkardı.
* Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı “soykırım” davası da Washington’da sürekli tartışma konusu. Haberde bu unsur, ilişkilerin kırılma noktalarından biri olarak anılıyor.
Bu tabloya bir de Rusya–Çin–İran’la yapılan tatbikat eklenince, Washington açısından bu görüntü “teknik tatbikat” değil, siyasi pozisyon olarak okunuyor.
“Tatbikat Venezuela ile ilgili değil” açıklaması neden yapıldı?
Ahram’ın metninde dikkat çekici bir cümle var: Güney Afrika Savunma Bakanlığı sözcüsü, tatbikatın Venezuela’daki gemi el koymaları / Maduro’nun kaçırılması iddialarıyla “hiç ilgisi olmadığını” söylüyor.
Bu tür bir “peşin savunma” refleksi, Pretoria’nın ABD’nin gündeminde nasıl konumlandığını gösteriyor: Güney Afrika, Washington’un sert hamlelerinin hedefi olmaktan kaçınmak istiyor; fakat aynı anda BRICS+ içinde “bağımsız hat” göstermeye çalışıyor. İki hedef, aynı karede zor duruyor.
Güney Afrika içeride de tartışıyor: “Tarafsızlığa aykırı”
Bu hikâyenin bir başka katmanı, Pretoria’nın iç siyaseti. Haberde, koalisyon ortağı konumundaki Demokratik İttifak’ın (DA) tatbikatı “tarafsızlıkla çelişen, ülkenin uluslararası itibarına zarar veren” bir adım olarak eleştirdiği aktarılıyor.
Bu, Güney Afrika’nın sadece dışarıdan baskı görmediğini; içeride de “Batı ile ilişkiler mi, BRICS dayanışması mı?” ikileminin siyasete tercüme olduğunu anlatıyor.
## Yeni ABD büyükelçisi faktörü: Bozell ismi neden önemli?
Haberde, Washington’ın Pretoria’ya atadığı yeni büyükelçi olarak Leo Brent Bozell III ismi özellikle vurgulanıyor.
Bu sadece bir diplomatik atama değil: ABD Senatosu’nun Bozell’in adaylığını 18 Aralık 2025’te onayladığı resmi kayıtlarda yer alıyor.
Yani ilişkiler “soğuk” değil; Washington, Pretoria’ya daha politik/ideolojik bir hatla yaklaşacak bir temsilciyle geliyor sinyali veriyor. Bu da tatbikat gibi sembolik hamlelerin Washington’da daha sert okunma ihtimalini artırıyor.
Büyük resim: Afrika suları “yeni rekabet alanı” mı?
Bu dosyanın ana sorusu şu:
Güney Afrika suları, büyük güç rekabetinin yeni vitrinine mi dönüşüyor?
* Çin için bu fotoğraf, “küresel deniz güvenliğinde varım” mesajı.
* Rusya için, yaptırım ve izolasyon baskısına karşı “ortaklarım var” görüntüsü.
* İran için, denizlerde görünürlük ve diplomatik “yalnız değilim” vurgusu.
* Güney Afrika içinse, “çok kutuplu dünyada bağımsızım” demek… ama bunun bedeli ABD ile ekonomik ve diplomatik sürtüşmenin artması olabilir. Reuters ve Al Jazeera, tatbikatın tam da bu gerilim zemininde tartışma yarattığını özellikle not ediyor.
AfrikaHaberleri yorumu: Risk nerede büyür?
Bu tatbikatın kısa vadede “sıcak çatışma” riski üretmesinden ziyade, üç alanda risk büyümesi daha olası:
1. Ekonomik baskı: Tarifeler/AGOA benzeri başlıklarda Güney Afrika’nın pazarlık gücünün zayıflaması.
2. Diplomatik kutuplaşma: Büyükelçi krizi ve karşılıklı güvensizliğin kalıcılaşması.
3. Afrika’nın jeopolitik sahaya çekilmesi: “Deniz güvenliği” argümanı üzerinden Afrika kıyılarında görünür askeri varlığın normalleşmesi.