Patrice Talon Kimdir? Benin’de Güç, Reform ve Tartışmalar
Patrice Talon: Eğitimi ve Siyasi Kariyeri
Patrice Talon, 1 Mayıs 1958 tarihinde dönemin Dahomey kolonisinde (bugünkü Benin) Ouidah şehrinde doğdu. Babası Ouidah doğumlu bir demiryolu işçisi, annesi ise Abomey’de köklü Guédégbé ailesinden geliyordu. Gençlik yıllarında eğitimine Benin’de başladı; liseyi ise Senegal’in başkenti Dakar’da fen ve matematik ağırlıklı bir programla tamamlayarak Bakalorya C diploması aldı. Dakar Üniversitesi Fen Fakültesi’nde matematik ve fizik öğrenimi gördüğü sırada çocukluk tutkusu olan pilotluk için Air Afrique havayolu sınavını kazandı. Ancak Fransa’daki sağlık kontrolünde “motor beceri yetersizliği” nedeniyle pilotaj eğitimi alamadı ve bu hayalinden vazgeçmek zorunda kaldı.
İş Hayatındaki Faaliyetleri
Pilot olma planı gerçekleşmeyince Talon 1980’lerin başında Paris’e yerleşerek iş dünyasına atıldı. 1983’te ambalaj ve tarımsal girdi (gübre, tohum vb.) ticaretine girdi ve 1985’te kendi şirketi Société de Distribution Intercontinentale (SDI)’yi kurarak Benin’deki pamuk çiftçilerine girdi tedarik etmeye başladı. 1990’da uygulanan ekonomik liberalizasyon ile Benin devleti pamuk üretiminden çekilirken, Talon ülke genelinde üç adet pamuk çırçır fabrikası kurma ihalesini kazandı. Böylece 1990’lar ve 2000’ler boyunca Benin pamuk sektörünün kilit aktörlerinden biri haline geldi. 2008 yılında dönemin devlet başkanı Boni Yayi yönetiminden devlete ait 10 pamuk fabrikasını da satın alarak toplam 18 fabrikanın 15’ine sahip oldu; bu hamle Talon’un pamuk piyasasında fiilen tekel konumuna yükselmesini sağladı. Bu başarıları ona “Benin’in pamuk kralı” unvanını kazandırırken, faaliyetlerini tarımsal sanayi, otelcilik, lojistik ve liman işletmeciliği gibi sektörlere de yatay ve dikey entegrasyon stratejileriyle çeşitlendirdi. 2015 itibariyle Forbes verilerine göre Fransızca konuşulan Sahra Altı Afrika’nın en zengin 15. kişisi olan Talon’un serveti yaklaşık 400 milyon ABD doları olarak tahmin ediliyordu.
Siyasete Girişi
Ülkesinin önde gelen iş insanı haline gelen Patrice Talon, 1990’daki demokratik dönüşüm sürecinden itibaren Benin siyasetinde perde arkasından aktif rol aldı. Tek parti döneminin sona erip ulusal konferansla demokrasiye geçildiği 1990’lar boyunca hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet kurulmasını destekleyen siyasi girişimlere mali katkı sağladı. Siyasi görüş farkı gözetmeksizin çeşitli partilere destek olan Talon, özellikle 2006’da Başkan Thomas Boni Yayi’nin seçim kampanyasının başlıca finansörüydü. Ancak Yayi iktidarında devletle iş ilişkileri giderek gerilen Talon, 2011’den itibaren gözden düştü. Hükûmet, Talon’un pamuk sektörü ve ithalat denetim programındaki (PVI) sözleşmelerinde usulsüzlük yaptığını iddia ederek kârlı anlaşmalarını iptal etti ve gübre sübvansiyonları konusunda onu haksız kazanç elde etmekle suçladı. Talon, kendisine yönelik bir kaçırılma planı haberi alınca 2012’de Paris’e kaçıp sürgüne gitti. Bu dönemde Başkan Yayi, Talon’u kendisini zehirlemeye teşebbüs etmek ve darbe planlamakla itham ederek uluslararası yakalama emri çıkarttı. Talon bu suçlamaları reddetti ve asıl meselenin, Yayi’nin üçüncü dönem için anayasayı değiştirme girişimine kendisinin destek vermemesinden kaynaklandığını savundu. Fransa’da yakalanıp kefaletle serbest bırakılan Talon’un iade davası uzun süre sürdü, nihayet dosya kapatılınca Ekim 2015’te Benin’e dönebildi. Ülkeye dönüşünün ardından “doğuştan yarışmacı” ( compétiteur né ) olduğunu vurgulayarak aktif siyasete atıldı ve 2016 başkanlık seçimlerinde aday olmaya karar verdi.
Benin Cumhurbaşkanlığı Dönemi
2016 başkanlık kampanyasında “Yeni Başlangıç” (Nouveau Départ) sloganını kullanan Patrice Talon, ülkeye siyasi ve ekonomik bir “rupture” (kırılma) getirme vaadiyle halktan destek istedi. En fazla beş yıllık tek bir dönem için seçilmek istediğini, hatta başkanlığın tek dönemle sınırlandırılmasını anayasaya koymak arzusunda olduğunu belirtmişti. 2016 Mart’ındaki seçimlerin ilk turunda yüzde 24 oyla ikinci sırada yer alan Talon, ilk turun lideri olan Başbakan Lionel Zinsou ile ikinci tura kaldı. Üçüncü sıradaki aday, iş insanı Sébastien Ajavon’un da desteğini alarak ikinci turda oyların %65,37’sini kazandı ve rakibi Zinsou yenilgiyi kabul etti. Patrice Talon 6 Nisan 2016’da yemin ederek Benin Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak görevine başladı.
Göreve gelir gelmez Talon yönetimi İyi Yönetişim ve yapısal reformlara odaklanan bir Hükûmet Faaliyet Programı (PAG) açıkladı. Programda hukukun üstünlüğünün pekiştirilmesi, ekonomiın yeniden canlandırılması, idam cezasının kaldırılması, Sayıştay benzeri bir yüksek denetim mahkemesinin kurulması ve parlamentoda kadın temsilinin arttırılması gibi hedefler bulunuyordu. Başlangıçta kamuoyunda umut yaratan bu vaatler, hayata geçirilmeye başladığında bazı kesimlerce tepkiyle karşılandı. Talon, ekonomik istikrar için kemer sıkma sayılabilecek adımlar attı: Kayıt dışı ekonomik faaliyetleri engellemek amacıyla şehir merkezlerindeki seyyar satıcıları zorla kaldırma operasyonları yürüttü, adliye, polis, ordu ve sağlık gibi sektörlerde grev hakkını kısıtladı ve işçi haklarını zayıflattığı eleştirilen yeni bir iş yasası çıkardı. Bu önlemler “sosyal açıdan olumsuz” olarak nitelendirilerek protestolara yol açtıysa da hükümet, ülke kalkınması için bu adımların gerekli olduğunu savundu.
İş dünyasından gelmesi nedeniyle Talon’un iktidara gelişi çıkar çatışması riskini de beraberinde getirdi. Anayasa gereği şirketlerini devretmiş olsa da, yüz milyonlarca dolarlık servetiyle hem siyasi hem ekonomik gücü elinde toplaması eleştiri konusuydu. Nitekim göreve başladıktan hemen sonra devletin, kendi şirketlerine fayda sağlayacak bir borç ödemesini onaylaması bu endişeleri artırdı. Talon, devlet mekanizmasının kilit noktalarına yakın müttefiklerini getirerek gücünü pekiştirdi. Örneğin özel avukatı Joseph Djogbénou’yu Adalet Bakanı ve ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı yaparak yargı erki üzerinde nüfuz kazandı. Yolsuzluk ve terörle mücadele için kurulduğu belirtilen Ekonomik Suçlar ve Terörizmle Mücadele Mahkemesi (CRIET) ise fiiliyatta muhalifleri saf dışı bırakmak için kullanıldığı iddiasıyla tartışma yarattı. 2016 seçimlerinde Talon’a rakip olan isimlerden ikisi, bu özel mahkemede hızlıca mahkûm edildi: İş insanı Sébastien Ajavon uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla gıyabında 20 yıl hapse çarptırılırken, eski Başbakan Lionel Zinsou kampanya finans ihlâlleri nedeniyle 6 ay tecilli hapis ve 5 yıl kamu görevinden men cezası aldı. Usul hatalarıyla dolu bu davaların amacı, birçok gözlemciye göre Talon’un potansiyel rakiplerini siyaset dışı bırakmaktı.
Patrice Talon döneminde Benin iç siyasetinde en tartışmalı gelişmelerden biri, 2019 parlamento seçimlerinin muhalefet olmadan yapılması oldu. Seçim yasasındaki zorlu yeni koşullar (siyasi partilerden yüksek temsiliyet ve kayıt şartları) nedeniyle Nisan 2019’daki milletvekili seçimlerine yalnızca Talon’u destekleyen iki blok katılabildi; muhalefet partileri liste çıkaramadı. Bu durum, Afrika İnsan ve Halkların Hakları Mahkemesi tarafından hukuk devletinden uzaklaşma olarak nitelendirilirken ülkedeki sivil toplum da alarm zilleri çalmaya başladı. Seçime katılım oranı %23 gibi rekor düşük seviyede kaldı (2015’te %75’ti) ve eski Cumhurbaşkanı Boni Yayi, muhalefetin dışlandığı bu ortamda seçimin durdurulması çağrısı yaparak Talon yönetiminin “otoriter sapmalar” gösterdiğini ilan etti. Talon ise iddialara rağmen reform ajandasından geri adım atmadı ve güvenlik, ekonomi gibi alanlarda radikal değişimleri sürdürmeye çalıştı. 2019 sonunda anayasa değişikliği ile başkan adaylarına en az 16 milletvekili veya belediye başkanının resmi desteğini (parrains) alma şartı getirildi ki, bu da fiilen tüm seçilmiş makamların iktidar blokunda olması nedeniyle muhalif adayların yarışmasını engelledi.
2021 başkanlık seçimlerine bu koşullarda gidildi ve Talon, vaat ettiği tek dönemle yetinmek yerine yeniden aday oldu. Muhalefetin büyük ölçüde saf dışı bırakıldığı bu seçimde Talon ilk turda oyların %86,36’sını alarak rahat bir zafer kazandı. 23 Mayıs 2021’de ikinci kez cumhurbaşkanlığı yeminini eden Talon’un yeni dönemi de tartışmalarla başladı. Seçim öncesi hükümeti protesto eden gösteriler güvenlik güçlerince bastırılırken, kısa süre sonra muhalefetin önde gelen isimlerine ağır hapis cezaları verildi. Örneğin eski Adalet Bakanı Reckya Madougou “terörizm” suçlamasıyla 20 yıl hapis cezasına çarptırılırken, anayasa hukukçusu Joël Aïvo “devlete karşı komplo” suçundan 10 yıl hapis aldı. Talon’un 2016’daki üçüncü rakibi Ajavon da daha önce gıyabında 25 yıl hapse mahkûm edilmiş ve sürgünde kalmaya devam etmektedir. Bu gelişmeler, Benin’in uzun yıllar örnek gösterilen demokrasi imajını zedeledi. Yine de Talon yönetimi, makroekonomik istikrar ve altyapı gelişmeleri konusundaki performansıyla bazı kesimlerden övgü aldı. Nitekim Benin ekonomisi Talon’un döneminde yıllık ortalama %5 civarı büyüme gösterirken kamu maliyesinde disiplin sağlandığı belirtilmektedir. 2022 yılında Batı Afrika Devletleri Ekonomik Birliği (UEMOA) zirvesinde meslektaşları Talon’u oybirliğiyle dönem başkanı seçerken, bu kararın arkasında Benin’in son yıllardaki ekonomik başarıları ve Talon’un ulusal ve bölgesel düzeydeki çabaları olduğu vurgulandı.
İç Politikaya Etkileri
Patrice Talon’un iktidarı Benin’in iç siyaset dengelerinde önemli değişimlere yol açmıştır. Eski bir iş insanı olarak, devleti adeta iyi yönetilen bir “şirkete” dönüştürme kararlılığıyla hareket ettiği için destekçileri onu disiplin ve düzen getiren bir reformcu olarak tanımlar. Göreve gelir gelmez uyguladığı kapsamlı reformlar sayesinde vergi gelirlerinin arttığı, yolsuzlukla mücadelede ilerleme kaydedildiği ve kamu projelerinin hızlandığı hükümet yetkililerince dile getirilmektedir. Örneğin 2021’de Benin, Dünya Bankası verilerine göre iş yapma kolaylığı sıralamasında yükselmiş ve altyapı yatırımlarına ayrılan pay artmıştır (bu veriler Fransızca kaynaklarda da vurgulanmaktadır). Ancak Talon’un iç politikadaki etkisi en çok otoriterleşme eleştirileriyle gündeme gelmiştir. Muhalefetin ve sivil toplumun hareket alanı ciddi şekilde daralmış; yargı, parlamento ve güvenlik kurumları üzerinde yürütmenin etkisi belirgin şekilde artmıştır. Özellikle 2019 seçimleri sonrasında tek taraflı bir meclis oluşması ve ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamalar, Benin’de insan hakları durumunun gerilediği yorumlarına yol açmıştır. Grev hakkının kısıtlanması, muhalif medya organlarına baskılar ve önde gelen siyasetçilerin tutuklanması gibi gelişmeler, ülkenin bir dönem parmakla gösterilen demokrasisinin sarsıldığı anlamına gelmektedir. Talon ise bu eleştirileri reddederek yapılanların ülke menfaati için zorunlu reformlar olduğunu savunmuştur. Başkanlığının ilerleyen döneminde farklı siyasi görüşlerden isimlerle “Ulusal Diyalog” toplantıları başlatarak gerginliği azaltmaya çalışsa da muhalefet liderlerinin hapiste olması diyaloğun kapsamını sınırlamıştır. İç politikadaki bu tablo, Benin toplumunda Talon’a karşı karışık bir miras bırakmaktadır: Bir yanda ekonomik gelişme ve devlet kapasitesinin güçlenmesi, diğer yanda demokratik özgürlüklerin gerilemesi.
Uluslararası İlişkilerdeki Konumu
Talon, göreve geldiğinden bu yana uluslararası arenada pragmatik ve işbirlikçi bir profil sergilemiştir. Fransa ile tarihsel bağları bulunan Benin’in lideri olarak, Fransız hükümetiyle yakın temaslar kurmuş ve kültürel diplomasi alanında önemli bir başarı elde etmiştir. Kasım 2021’de Başkan Emmanuel Macron ile Elysee Sarayı’nda bir araya gelerek Fransa’nın sömürge döneminde yağmalanan Abomey Kraliyet Hazineleri’nden 26 eserin Benin’e iadesini resmen sağladı. 129 yıl sonra ülkesine dönen bu tarihi eserler, Talon tarafından “geçmişin adaletsizliklerinin giderilmesi yönünde cesur bir adım” olarak nitelendirildi ve Fransa-Benin ilişkilerinde yeni bir sayfa açtı. Talon ayrıca, diğer eski sömürge eserlerinin de iadesi için çabalarını sürdürerek uluslararası kamuoyunda kültürel mirasın geri verilmesi konusunda önemli bir örnek oluşturdu.
Bölgesel düzeyde, Patrice Talon komşu ülkeler ve Afrika bütünleşme projeleriyle yakından ilgilendi. Mart 2022’de Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği (UEMOA) dönem başkanlığına seçilmesi, Benin’in bölgesel rolünü pekiştirdi. Talon, önceki yıllarda daha çok ülke içi meselelere odaklanmayı tercih etmiş olsa da, bu görevi kabul ederek bölgesel ekonomik entegrasyona liderlik etmeye başladı. UEMOA çatısı altında bölge ekonomisinin yönlendirilmesi, terörle mücadele için ortak fonların geliştirilmesi, COVID-19 sonrası toparlanma gibi konularda aktif bir tutum benimsedi. Özellikle Batı Afrika’da tartışmalı bir konu olan CFA frangı reformu ve terörle mücadele için finansman konularında öncülük ederek meslektaşlarının saygısını kazandı.
Talon’un uluslararası ilişkilerdeki konumunu belirleyen bir diğer unsur da güvenlik işbirliği olmuştur. Son yıllarda Sahel bölgesindeki cihatçı grupların tehdidi Benin’in kuzey sınırlarına kadar ulaştığından, Talon komşu ülkelerle güvenlik koordinasyonunu artırdı. Özellikle Burkina Faso ve Nijer ile istihbarat paylaşımı ve sınır güvenliği konusunda anlaşmalar yapıldı. 2023’te Nijer’de meydana gelen askeri darbe sonrası, ECOWAS’ın (Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu) yaptırım kararlarına rağmen Talon pragmatik bir yaklaşım sergiledi. Nijer ile petrol ticaretinin kesintiye uğraması Benin ekonomisini etkileyince, Talon cunta liderleriyle diyaloğa girerek sınırın insani ve ekonomik gerekçelerle açılması çağrısında bulundu. Bu tutumu, hem demokratik prensipleri hem de ulusal çıkarları dengelemeye çalışan bir lider profili çizdi. Çin ve Rusya gibi küresel aktörlerle de ilişkiler geliştiren Talon, yatırım ve altyapı projeleri için kaynak arayışında çok yönlü bir dış politika izlemektedir. Örneğin, Çin ile Cotonou Limanı’nın genişletilmesi projesi için kredi anlaşmaları yapılmış; ABD ile ise MCC (Millennium Challenge Corporation) programı kapsamında enerji ve ulaşım projeleri yürürlüğe konmuştur (bu bilgilerin dayanağı Fransızca kaynaklarda mevcuttur).
Dokuz yılı aşkın süredir iktidarda olan Patrice Talon, 2025’te görev süresinin dolmasıyla birlikte iktidarı bırakacağını açıklamıştır. İlk göreve geldiğinde tek dönem vaat eden Talon, her ne kadar bu sözü tutmayıp ikinci dönemini de yapmış olsa da üçüncü bir döneme aday olmayacağını teyit ederek Benin Anayasası’nın iki dönem sınırına uyacağını vurgulamıştır. İki dönemlik başkanlığı boyunca ülkesinde derin izler bırakan Talon, Benin siyasetinde iş dünyasından gelen teknokrat lider modelinin en çarpıcı örneklerinden biri olmuştur. Onun dönemi, ekonomik kalkınma hamleleri ve altyapı atılımları kadar, demokrasi standardındaki gerileme tartışmalarıyla da hatırlanacaktır. Böylece Patrice Talon, hem iç politikada hem de uluslararası ilişkilerde kendine özgü izler bırakarak Benin tarihine geçen bir lider haline gelmiştir.i