Kamerun ve Afrika’da Sıtma Krizi: Yeni Sağlık Dönemi
Yardım Kesildi, Sorumluluk Kıtaya Kaldı: Kamerun’dan Afrika’ya Paludizm Mücadelesi
Kamerun’da son iki yılda yaşanan gelişmeler, sadece bir ülkenin sağlık sistemiyle ilgili bir krizden ibaret değil. Bu süreç, Afrika kıtasının tamamını etkileyen ve önümüzdeki yılların sağlık politikasını şekillendirecek olan daha büyük bir dönüşümün işaret fişeği niteliğinde. Yıllardır dış yardımlarla ayakta tutulan paludizmle (sıtma) mücadele programı, ABD’nin mali katkısının kesilmesiyle birlikte ciddi bir kırılma yaşadı. Bu kırılma, Kamerun’u olduğu kadar Afrika’nın büyük bölümünü de yeni bir gerçekle yüzleştirdi: Sağlık sistemlerinde bağımlılık dönemi sona eriyor.
Kamerun, uzun süre boyunca sıtma ile mücadelede dış fonlara güvenen ülkelerden biriydi. ABD’nin yürüttüğü uluslararası sağlık destek programları sayesinde ilaç temini, sahadaki taramalar ve önleyici dağıtımlar kesintisiz şekilde sürdürülebiliyordu. Ancak fon akışının azalmasıyla birlikte sistemdeki kırılganlık tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. Klinikler, köy sağlık merkezleri ve mobil tarama ekipleri kısa sürede zorlanmaya başladı. Bu noktada Kamerun yönetimi, sürecin kontrolünü tamamen kendi eline alma kararı aldı.
Ülke genelinde sağlık bütçesi yeniden düzenlendi. Öncelik sıtma ile mücadeleye verildi. Sağlık Bakanlığı, özellikle kırsal bölgelerdeki hizmetleri ayakta tutabilmek için yerel sağlık ağlarını güçlendirdi. Moustiquaire dağıtımı hızlandırıldı, erken teşhis mekanizmaları yaygınlaştırıldı ve saha personelinin eğitimi yerelleştirildi. Kamerun, dış yardıma dayalı modelden yavaş ama kararlı biçimde yerli ve sürdürülebilir bir sağlık yapısına geçiş sürecine girdi.
Bu tablo, Afrika’nın pek çok ülkesinde yaşanan dönüşümün küçük bir yansıması. Kıta genelinde sıtma hâlâ en ölümcül hastalıkların başında geliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre küresel sıtma vakalarının neredeyse tamamı Afrika’da görülüyor ve ölümlerin büyük çoğunluğu beş yaş altı çocuklar arasında gerçekleşiyor. Ancak uluslararası fonların giderek daralması, Afrika ülkelerini zorunlu olarak yeni çözümler üretmeye itiyor.
Kamerun’un yaşadığı kırılma, Afrika’nın tamamı için bir uyarı niteliğinde. Sağlık sistemlerini sadece dış kaynaklara dayandırmanın uzun vadede sürdürülemez olduğu artık çok net. Birçok Afrika ülkesi, Kamerun’un izinden giderek kendi bütçelerini yeniden yapılandırmaya, bölgesel iş birliklerini güçlendirmeye ve yerel üretim kapasitesini artırmaya yöneliyor. Özellikle ilaç tedariki, aşı lojistiği ve saha tarama ekipmanlarında dışa bağımlılığı azaltmak, kıta genelinde öncelikli hedef haline geliyor.
Bu dönüşüm, sadece sağlık alanında değil, Afrika’nın siyasi ve ekonomik egemenliği açısından da büyük anlam taşıyor. Sağlık politikası artık ulusal güvenlik başlıklarından biri olarak ele alınıyor. Çünkü sıtma gibi yaygın ve yıkıcı bir hastalık, yalnızca can kayıplarına yol açmakla kalmıyor; iş gücü kaybı, eğitimde aksama ve ekonomik üretimde ciddi düşüşlere neden oluyor. Dolayısıyla Kamerun’un verdiği mücadele, yalnızca hastalıkla değil, aynı zamanda kalkınma ve bağımsızlıkla ilgili bir mücadele olarak da okunmalı.
Afrika bugün yeni bir eşiğin önünde duruyor. Uluslararası yardımların azalması, kısa vadede büyük zorluklar doğursa da uzun vadede kıtayı daha dirençli ve kendi ayakları üzerinde duran bir sağlık sistemine zorlayabilir. Kamerun bu sürecin en net laboratuvarlarından biri. Başarılı olursa, pek çok Afrika ülkesi için model haline gelebilir.
Sonuç olarak, Kamerun’da yaşanan paludizm krizi artık yalnızca Kamerun’un değil, tüm Afrika’nın meselesi. Yardım kesildi, fakat mücadele bitmedi. Aksine, Afrika kendi sağlık geleceğini inşa etmeye başladı. Bu dönüşüm sancılı olacak, ancak kıtanın uzun vadeli sağlığı için kaçınılmaz bir adım olarak tarihe geçecek.