43.66
  
51.35
  
0.00
  
102.66

Fas’ın İsrail ile Askeri İş Birliği

Fas’ın İsrail ile Askeri İş Birliği

Fas’ın İsrail ile Askeri İş Birliği: Pragmatik Bir Tercih mi, Stratejik Bir Zorunluluk mu?

Fas’ın İsrail ile askeri iş birliğini derinleştirmesi, Rabat’ın dış politika ve güvenlik önceliklerinin yeniden tanımlandığı bir döneme denk geliyor. Fas, bu iş birliğini “pragmatik ve üstlenilmiş bir tercih” olarak sunarken, kararın arkasında bölgesel riskler, savunma modernizasyonu ve çok taraflı diplomasi arayışı bulunuyor. Rabat, ideolojik tartışmalardan ziyade somut güvenlik gerekliliklerini merkeze alan bir çizgi izlediğini vurguluyor.

Güvenlik Öncelikleri ve Modernizasyon İhtiyacı

Fas ordusu son on yılda kapsamlı bir modernizasyon programı yürütüyor. Bu çabanın temelinde, değişen tehdit ortamına uyum sağlama hedefi var. İnsansız hava araçları, istihbarat-gözetleme sistemleri ve hava savunma kapasitesi gibi alanlarda teknoloji açığının kapatılması, Rabat’ın öncelikleri arasında. İsrail ile iş birliği, bu açığın görece hızlı ve etkin biçimde giderilmesine imkân tanıyor.

İsrail savunma sanayisinin özellikle elektronik harp, sensörler ve entegre savunma sistemlerindeki tecrübesi, Fas için cazip bir ortaklık zemini oluşturuyor. Rabat, bu ortaklığı yalnızca tedarik ilişkisi olarak değil; eğitim, bakım-onarım ve yerel kapasite geliştirme başlıklarını da içeren bir çerçevede ele alıyor. Böylece amaç, kısa vadeli alımların ötesine geçerek orta-uzun vadede savunma ekosistemini güçlendirmek.

Bölgesel Denge Arayışı

Fas’ın askeri tercihleri, bölgesel dengelerden bağımsız düşünülemez. Kuzey Afrika ve Sahel hattında artan istikrarsızlık, sınır güvenliği ve caydırıcılık ihtiyacını öne çıkarıyor. Rabat, komşu coğrafyalardaki belirsizliklerin kendi güvenliğine yansımalarını sınırlamak için savunma kapasitesini yükseltmeyi rasyonel bir zorunluluk olarak görüyor.

Bu noktada İsrail ile kurulan bağ, Rabat’ın Batı ile ilişkilerini de tamamlayıcı nitelikte. Fas, ABD ve Avrupa ile savunma alanındaki temaslarını sürdürürken, İsrail ile iş birliğini bu ağın bir parçası olarak konumlandırıyor. Böylece tek bir ortağa bağımlı kalmadan, çok taraflı bir güvenlik mimarisi oluşturmayı hedefliyor.

Normalleşmeden Kurumsallaşmaya

İki ülke arasındaki ilişkiler, diplomatik normalleşmenin ardından askeri ve güvenlik boyutunda daha kurumsal bir çerçeveye kavuştu. İlk aşamada istihbarat paylaşımı ve eğitim alanlarında başlayan temaslar, zamanla ortak planlama ve tedarik projelerine evrildi. Rabat, bu süreci kontrollü ve kademeli ilerleterek hem iç kamuoyundaki hassasiyetleri gözetti hem de uluslararası dengeleri kolladı.

Bu yaklaşım, Fas’ın dış politikadaki genel tarzıyla da uyumlu. Rabat, ani kopuşlar ya da sert eksen değişimleri yerine, aşamalı ve hesaplı adımlarla ilerlemeyi tercih ediyor. Askeri iş birliği de bu çizginin bir uzantısı olarak sunuluyor.

İç Kamuoyu ve Eleştiriler

Buna karşın Fas’ta İsrail ile askeri iş birliği toplumsal düzeyde yekpare bir mutabakat yaratmış değil. Özellikle Filistin meselesi bağlamında hassasiyet taşıyan sivil toplum çevreleri ve muhalif gruplar, normalleşmenin askeri boyutunun derinleşmesine eleştirel yaklaşıyor. Zaman zaman protestolar ve kamuoyu açıklamalarıyla dile getirilen bu itirazlar, Rabat’ın kararlarını meşrulaştırma ihtiyacını artırıyor.

Hükümet cephesi ise eleştirilere, “devlet güvenliği” ve “ulusal çıkar” vurgusuyla yanıt veriyor. Yetkililer, Filistin meselesine siyasi ve insani destek söyleminin sürdüğünü, askeri iş birliğinin ise tamamen Fas’ın savunma ihtiyaçlarıyla sınırlı olduğunu savunuyor. Bu ayrım, Rabat’ın söyleminde merkezi bir yer tutuyor.

Diplomatik Hesaplar ve Uluslararası Boyut

Fas-İsrail askeri iş birliği, uluslararası arenada da dikkatle izleniyor. Bazı aktörler bu yakınlaşmayı bölgesel dengeleri etkileyen bir hamle olarak değerlendirirken, bazıları ise Fas’ın egemen bir devlet olarak güvenlik tercihlerini çeşitlendirmesi şeklinde okuyor. Rabat, bu farklı okumalar arasında denge kurmaya çalışıyor; iş birliğini ne abartıyor ne de gizliyor.

Bu noktada Fas’ın mesajı net: Askeri iş birliği ideolojik bir ittifak değil, somut bir güvenlik aracı. Rabat, ilişkilerini tek bir dosyaya indirgemeden; ekonomi, kültür ve diplomasi başlıklarını ayrı kulvarlarda yürütmeyi amaçlıyor.

Tercih ile Zorunluluk Arasında

Fas’ın İsrail ile askeri iş birliği, ne yalnızca bir tercih ne de bütünüyle kaçınılmaz bir zorunluluk olarak tanımlanabilir. Daha doğru ifade, bu adımın pragmatik bir stratejik hesap olduğudur. Rabat, değişen güvenlik ortamında savunma kapasitesini hızla güçlendirebileceği bir ortakla çalışmayı rasyonel buluyor; bunu yaparken de iç ve dış hassasiyetleri gözetmeye çalışıyor.

Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin kapsamı, bölgesel gelişmelere ve iç kamuoyunun tepkilerine bağlı olarak şekillenecek. Ancak şimdiden görünen şu ki, Fas güvenlik politikalarında çok taraflılık ve esneklik çizgisini koruyarak ilerlemekte kararlı. Bu da Rabat’ın askeri iş birliğini ideolojik bir kırılma değil, hesaplanmış bir devlet politikası olarak konumlandırdığını gösteriyor.

Benzer Bloglar