Burkina Faso Devlet Başkanı İbrahim Traore Kimdir?
İbrahim Traoré
İbrahim Traoré, 14 Mart 1988’de Burkina Faso’nun Boucle du Mouhoun bölgesindeki Bondokuy komününe bağlı Kéra köyünde doğdu. İlk öğrenimini Bondokuy’daki devlet ilkokulunda, orta öğrenimini ise ülkenin ekonomik başkenti Bobo-Dioulasso’daki Accart-Ville Karma Lisesi’nde tamamladı. 2006 yılında fen bilimleri alanındaki D serisi bakalorya diplomasını aldıktan sonra aynı yıl Ouagadougou Üniversitesi (günümüzde Joseph Ki-Zerbo Üniversitesi) Fen ve Teknik Bilimler Fakültesi’nde kimya-biyokimya-biyoloji-jeoloji bölümüne girdi. 2010 yılında jeoloji alanında yüksek lisans derecesi (maîtrise) ile mezun oldu. Üniversite yıllarında Marksist çizgideki Burkina Ulusal Öğrenciler Birliği (ANEB) içinde aktifti ve Müslüman Öğrenciler Derneği üyesiydi.
Askeri Geçmişi
Sivil eğitimini tamamladıktan sonra 2010’da orduya katılan İbrahim Traoré, ülkenin önde gelen askeri okullarından biri olan Pô’daki Georges Namoano Askeri Akademisi’ne girdi. İki yıllık eğitim sonunda kendi devresini ikincilikle bitirerek teğmen rütbesiyle mezun oldu. 2012’de üsteğmen, 2014’te teğmenliğe terfi etti ve 2020’de yüzbaşı rütbesine yükseldi. Yüzbaşı Traoré, kariyeri boyunca ülke içinde terör saldırılarından en çok etkilenen Sahel, Kuzey, Orta Kuzey ve Doğu bölgelerinde görev yaptı. 2018’de Birleşmiş Milletler MINUSMA barış gücü bünyesinde Mali’de konuşlanarak uluslararası operasyona katıldı. Özellikle 2020’de Kaya kenti yakınındaki Barsalogho kasabası cihatçı gruplarca kuşatıldığında, Traoré birliklerini mayınlı yollar nedeniyle araçsız bir “komando yürüyüşü”yle sevk edip kasabanın düşmesini önleyerek büyük saygınlık kazandı. Aynı yıl içinde bu cesur kararı sayesinde emrindeki askerlerin saygısını kazandığı ve çeşitli harekâtlarda adından söz ettirdiği belirtilir. Mart 2022’de dönemin cunta lideri Paul-Henri Sandaogo Damiba tarafından Kaya’daki 10. Destek ve İstihkâm Alayı’nın topçu birliği komutanlığına atandı.
Darbeyle İktidara Gelişi
İbrahim Traoré, Burkina Faso’nun bir yıl içinde karşılaştığı ikinci askeri darbenin lideri olarak 30 Eylül 2022’de iktidarı ele geçirdi. Kendisi aslında Ocak 2022’de Başkan Roch Marc Christian Kaboré’yi deviren darbede Damiba’nın safında yer almış, Vatanı Kurtarma ve Restorasyon için Yurtsever Hareket (MPSR) adlı cunta konseyinin üyelerinden biriydi. Ancak Damiba yönetiminin ülkenin giderek kötüleşen güvenlik krizini çözmede başarısız olması ve ilk darbeden sonra halka verdiği sözleri tutmaması üzerine genç subaylar arasında hoşnutsuzluk baş gösterdi. Eylül 2022’de kuzeyde Gaskindé yakınlarında bir askeri ikmal konvoyunun pusuya düşürülmesi sonucu resmi rakamlara göre 11 asker öldü, birçok sivil kayboldu (bazı kaynaklara göre yaklaşık 100 sivil hayatını kaybetti). Bu saldırı, cephedeki subayların sabrını taşıran son damla oldu. Traoré, Damiba’ya birçok kez terörle mücadele stratejisinin değiştirilmesi gerektiğini iletmiş ancak sonuç alamamıştı. 30 Eylül günü Traoré ve ona bağlı birlikler Ouagadougou’ya ilerleyerek Damiba’yı görevden aldıklarını duyurdu. Darbe sonrasında yayınlanan bildiride, ordunun genç kademelerindeki “cephedekilerin bıkkınlığının” sembolü olarak Traoré’nin öne çıktığı vurgulandı. Ülkede ikinci kez yönetime el koyan cunta, bu bildiriyi MPSR-2 adıyla yayımlayarak Traoré’yi hareketin lideri ilan etti. İlk başta kendisinin geçici olarak işleri yürüteceğini, 12 ay içerisinde sadece acil lojistik sorunları çözmeye odaklanacaklarını ve en kısa sürede sivil yönetime geçileceğini açıkladı. 2 Ekim’de Damiba’nın resmen istifa etmesiyle Traoré fiilen ülkenin lideri haline geldi.
Burkina Faso’da Liderliği
Ekim 2022’de gerçekleştirilen ulusal istişareler sonucunda, başlangıçta başka bir sivil veya askeri şahsın “geçiş dönemi cumhurbaşkanı” olarak seçilmesi düşünülse de, halk arasındaki yaygın desteğin etkisiyle İbrahim Traoré geçiş döneminin devlet başkanı olarak belirlendi. 21 Ekim 2022’de Anayasa Konseyi huzurunda yemin ederek resmen Faso Devlet Başkanı, Devlet ve Silahlı Kuvvetler Başkanı sıfatlarını üstlendi. Böylece 1982’de devrilen Saye Zerbo’dan bu yana ülkenin ilk Müslüman kökenli devlet başkanı oldu. Traoré, Kasım 2022’de cumhurbaşkanlığı maaşını almayı reddederek yalnızca yüzbaşı rütbesinden gelen maaşıyla yetineceğini duyurdu.
Genç lider, iktidarının ilk aylarında özellikle ülkenin temel sorunu olan cihatçı isyanına karşı hızlı sonuçlar alma vaadiyle öne çıktı. “Önceki 8 ayda yapılmayanı 3 ay içinde yapma” sözü vererek selefi Damiba’yı dolaylı eleştirdi. 2023 yılının Şubat ayında kapsamlı terörle mücadele operasyonları başlatılacağını ilan etti ve halktan orduya destek olmalarını istedi. Nisan 2023’te ülkede genel seferberlik ilan eden Traoré yönetimi, terörist grupların kontrolündeki toprakları geri almak için hukukî çerçeveyi de genişletti. Kendi gücüne dayanma stratejisi kapsamında orduya ek 3.000 profesyonel asker alınırken, vatan savunması için halk milisi Vatanı Savunma Gönüllüleri (VDP) sayısının 50.000’e çıkarılması kararlaştırıldı. Bu gönüllü milisler özellikle kırsal bölgelerde orduya destek vererek güvenlik boşluğunu doldurmaya çalışmaktadır. Ancak bu hamlenin toplumsal uyum üzerinde yaratabileceği riskler konusunda bazı çevreler uyarılarda bulunmuştur. Devam eden güvensizlik ortamı nedeniyle, Traoré başlangıçta Temmuz 2024’e kadar seçimlerin yapılarak sivil yönetime geçileceğini taahhüt etmiş olsa da, hükümet Mayıs 2023’te güvenlik durumunun vahametine atıfla bu takvime uyulamayabileceğini açıkladı. Nitekim Mayıs 2024’te toplanan ulusal geçiş dönemi konferansı sonrası geçiş süresi 5 yıl daha uzatıldı. 25 Mayıs 2024’te imzalanan yeni Geçiş Şartı’na göre, geçiş dönemi 2 Temmuz 2024’ten itibaren 60 ay uzatılarak Temmuz 2029’a dek ertelendi. Bu revize metinle birlikte Traoré’nin unvanı “Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı” yerine resmen Burkina Faso Cumhurbaşkanı olarak tanımlandı ve kendisinin, geçiş dönemi başbakanının ve geçiş parlamentosu başkanının geçiş sonunda düzenlenecek seçimlere aday olabilmelerine izin verildi. Bu gelişme, başlangıçta seçim yarışına katılmayacağı düşünülen cunta liderine ileride meşru cumhurbaşkanlığı için yarışma imkânı tanımaktadır.
İç Politikadaki Etkisi
İbrahim Traoré, Burkina Faso toplumunda ikili bir miras oluşturmaktadır. Bir yandan 35 yaş altı gençlerin çoğunlukta olduğu ülkede, genç ve cephe deneyimine sahip bir lider olarak özellikle gençlik arasında büyük bir popülarite kazandı. Konuşmalarında sık sık Burkina Faso’nun devrimci lideri Thomas Sankara’nın anti-emperyalist ve ulusal egemenlik vurgusu yapan ideallerine atıf yapması, panafrikanist ve sömürgecilik karşıtı kesimleri etkiledi. Bu söylemler, geleneksel olarak seküler bir ordu geleneğinden gelse de, dindar bir Müslüman olan Traoré’ye bazı İslami çevrelerin (özellikle selefi/vahhabi gruplar) de destek vermesine yol açtı.
Öte yandan, Traoré liderliğindeki askeri yönetim eleştirel seslere karşı sert bir tutum sergilediği için demokratik özgürlükler alanında gerilemeler yaşandı. Göreve geldiği ilk yıldan itibaren basın ve ifade özgürlüğü baskı altına alındı; hükümet politikalarını eleştiren gazeteciler ve muhalifler gözdağı ile susturulmaya çalışıldı. Yerel gazeteler, basın mensuplarının görüş bildirmekten çekinir hale geldiğini, bazı yargıçların ise “ilk yargıç tarafından tasmalı tutulduğunu” yazarak yargı ve medya üzerinde baskı kurulduğunu rapor etmiştir. Mart 2023’te cunta, Fransız yayın organı France 24’ün Burkina Faso’daki yayınını askıya aldı. Daha öncesinde Aralık 2022’de RFI radyosu benzer şekilde yasaklanmıştı. Nisan 2023’te Le Monde ve Libération gazetelerinin ülkedeki muhabirleri, yaptıkları eleştirel haberler sonrası sınır dışı edildi. Sivil toplum örgütleri ve muhalif siyasi partilerin faaliyetleri de kısıtlandı; bazı aktivist ve politikacılar keyfi tutuklamalar veya zorla ikametgahlarının başka bölgelere taşınması gibi uygulamalara maruz kaldı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, 2023’te Burkina Faso’da medya ve muhalefete yönelik baskıların sivil alanı ciddi biçimde daralttığını belirtiyor. Tüm bunlara karşın, güvenlik krizi ortamında Traoré’ye duyulan halk desteğinin büyük kısmı devam ediyor ve birçok kişi onun “ülkeyi kurtarabilecek” lider olabileceğine inanıyor.
Uluslararası Pozisyonu
Kaptan İbrahim Traoré, iktidara gelişinden itibaren Burkina Faso’nun uluslararası ilişkilerinde keskin değişikliklere imza attı. Özellikle eski sömürge gücü Fransa ile ilişkiler belirgin biçimde gerildi. Ocak 2023’te cunta yönetimi, ülkede konuşlu Fransız özel kuvvetlerinin (Operasyon Sabre birlikleri) bir ay içinde Burkina Faso’dan ayrılmasını talep etti. Bu talep sonrası 20 yılı aşkın süredir devam eden Fransız askeri varlığı Şubat 2023’te sona erdi. Yine Ocak 2023’te Traoré hükümeti, Fransa’nın Ouagadougou Büyükelçisi Luc Hallade’ın görevden alınması için girişimde bulundu; neticede Hallade ülkeyi terk etti. Eylül 2023’te Burkina Faso, Fransa’nın Burkina Büyükelçiliği’nde görevli savunma ataşesini “uygunsuz faaliyetler” yürüttüğü gerekçesiyle sınır dışı etti ve Paris’teki Burkina Faso askeri misyonunu kapattı. Traoré yönetimi ayrıca Aralık 2022’de BM’nin ülke insani koordinatörü Barbara Manzi’yi istenmeyen kişi ilan ederek BM’ye karşı da meydan okudu.
Bölgesel ve küresel düzlemde ise Traoré farklı müttefikliklere yöneldi. Mali ve Nijer’de kendisi gibi darbeyle işbaşına gelen askeri liderlerle yakın dayanışma içine girdi. Üç ülke, Eylül 2023’te Liptako-Gourma Tüzüğü adıyla anılan bir Karşılıklı Savunma Paktı imzalayarak Sahel Devletleri İttifakı (AES) adlı yeni bir örgüt kurdu. Bu ittifak, üyelerinden birine yapılacak herhangi bir saldırıyı tümüne yapılmış sayan bir güvenlik işbirliği öngörmektedir. Ayrıca Burkina Faso, Mali ve Nijer yönetimleri Batı Afrika ülkelerinin bölgesel örgütü ECOWAS/CEDEAO ile yaşanan gerilimler neticesinde Ocak 2024’te bu örgütten ayrıldıklarını ortak bir bildiriyle duyurdular. Bu adım, Batı Afrika’da geleneksel düzeni sarsan önemli bir ayrışma olarak değerlendirildi.
Traoré döneminde Burkina Faso, Rusya ve Türkiye gibi geleneksel olmayan ortaklarla askeri ve ekonomik ilişkilerini derinleştirmeye yöneldi. Traoré, Wagner gibi Rus özel askeri şirketlerinin bölgedeki varlığına olumlu baktığını ima etmekle birlikte şu ana dek resmi olarak Burkina Faso’da Wagner gücünün konuşlandırıldığı doğrulanmamıştır. Yine de Mayıs 2023’te yaptığı açıklamada “askeri işbirliğini güçlendirdikleri dost ülkeler” arasında Rusya’yı ilk sırada saymış; hatta Aralık 2023’te Başbakan Apollinaire Kyélem de Tambèla, ordunun yeniden yapılandırılması konusunda Rusya’dan destek alacaklarını duyurmuştur. Rusya’nın yanı sıra Türkiye’den Bayraktar TB2 SİHA’ları satın alınması, Kuzey Kore ile olası silah tedariki görüşmeleri, Çin ile de savunma alanında işbirliği arayışları gündeme gelmiştir. Traoré yönetimi Rusya ile enerji sahasında da yakınlaşarak, Aralık 2023’te Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu (Rosatom) ile Burkina Faso’da bir nükleer santral inşası için anlaşma imzaladı.
İbrahim Traoré, Temmuz 2023’te St. Petersburg’da düzenlenen Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılarak uluslararası profile sahip bir lider olarak boy gösterdi. Yine 2023’te komşu Nijer’de gerçekleşen darbeye karşı ECOWAS askeri müdahale tehdidinde bulunduğunda, Mali ile birlikte Nijer cuntasına açık destek verip herhangi bir dış müdahalenin “kendilerine savaş ilanı” sayılacağını belirtti. Bu duruşuyla Batı Afrika’daki anti-emperyalist cepheyi sağlamlaştırdı. Bu işbirliğinin kurumsallaşması olarak, Aralık 2025’te Bamako’da toplanan AES Devlet Başkanları Konseyi, rotasyonel usulle İbrahim Traoré’yi Sahel Devletleri Konfederasyonu’nun bir yıllık dönem başkanı olarak seçti. Traoré görevi, ittifakın ilk dönem başkanı olan Mali lideri Assimi Goïta’dan devraldı. Göreve başlarken yaptığı konuşmada, AES’in terörle mücadele hedeflerine bağlı kalacağını vurgulayarak üye ülkelerin kendi ayakları üzerinde durup dış müdahalelere karşı ortak duruş sergilemesi gerektiğinin altını çizdi.
Genç yaşına rağmen küresel ve bölgesel güç dengelerini etkileyecek hamleler yapan İbrahim Traoré, 34 yaşında dünya üzerindeki en genç devlet başkanı olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Burkina Faso’da “yeni bir başlangıç” umudu olarak görülen Traoré’nin önümüzdeki yıllarda ülkesini demokratik düzene geçirip geçiremeyeceği ve güvenlik sorunlarını çözüp çözemeyeceği hem ülke içinde hem uluslararası toplumda yakından takip edilmektedir.