43.66
  
51.35
  
0.00
  
102.66

Joao Lourenço Kimdir? Angola Devlet Başkanı’nın Eğitimi ve Siyasi Kariyeri

Joao Lourenço Kimdir? Angola Devlet Başkanı’nın Eğitimi ve Siyasi Kariyeri

João Lourenço'nun Eğitimi ve Siyasi Kariyeri

João Manuel Gonçalves Lourenço, 1954 doğumlu Angolalı bir general ve siyasetçidir; Eylül 2017'den bu yana Angola Devlet Başkanı olarak görev yapmaktadır. 5 Mart 1954'te Angola'nın Lobito kentinde doğan Lourenço, Angola Halk Kurtuluş Hareketi (MPLA) saflarında ve ordu içinde, Angola Bağımsızlık Savaşı ve sonrasında yükselerek önemli pozisyonlar elde etmiştir. Eylül 2018'den itibaren MPLA partisinin de başkanlığını yürüten Lourenço, kariyeri boyunca hem ülke içinde reformlar gerçekleştirme hem de bölgesel diplomaside aktif rol alma konusunda öne çıkmıştır.

Gençliği ve Eğitimi

João Lourenço, siyasi açıdan oldukça bilinçli bir ailede büyüdü. Babası, Portekiz sömürge yönetimine karşı gizli siyasi faaliyette bulunan bir sağlık görevlisiydi ve bu nedenle üç yıl hapis yatmıştır. Ailesinin anti-sömürgeci mücadelesi ve Marxizm-Leninizm fikirleriyle yoğrulan Lourenço, 1978-1982 yılları arasında Sovyetler Birliği'nde tarih eğitimi almıştır. Dönemin Soğuk Savaş koşullarında Sovyetler Birliği, Angola gibi yeni bağımsız Afrika ülkelerinin yükselen liderlerini yetiştirmekteydi; Lourenço da Moskova’daki Lenin Yüksek Akademisi’nde gördüğü eğitimle ağır silahlar konusunda askeri eğitim almış ve tarih bilimlerinde yüksek lisans derecesi kazanmıştır. Bu eğitim sürecinde Portekizce'nin yanı sıra İngilizce, Rusça ve İspanyolca öğrenerek çok dilli bir birikim edinmiştir.

Askeri Kariyeri ve Siyasi Yükselişi

Lourenço, genç bir militan olarak 1974 yılında Portekiz'de diktatörlüğün yıkılmasının (Karanfil Devrimi) hemen ardından Angola’nın bağımsızlık mücadelesine katıldı. 1975’te bağımsızlığın kazanılmasıyla sonuçlanan bu savaşın son safhalarında yer aldı. Bağımsızlıktan sonra da Angola Halk Cumhuriyeti’nin silahlı kuvvetlerinde ve MPLA içinde aktif görevler üstlendi. Ordu saflarında siyasi komiser olarak hizmet verip Angola Halk Kurtuluş Ordusu (FAPLA) içinde ulusal siyasi işler dairesi başkanlığına kadar yükseldi. Askeri alandaki bu deneyimleri, ona Angola'nın uzun yıllar süren iç savaşında (1975-2002) önemli bir birikim kazandırdı.

1980’li yıllarda Lourenço, askeri kariyerinin yanı sıra sivil yönetimde de sorumluluk almaya başladı. Devlet Başkanı José Eduardo dos Santos, Nisan 1986'da onu Benguela eyaletinin valisi olarak atayarak genç kadroları önemli pozisyonlara getirme politikasının bir parçası yaptı. Lourenço daha sonra MPLA’nın eski silahlı kanadının (FAPLA) siyasi idaresinin başına getirildi ve 1990’larda ülkenin parlamentosunda etkin bir rol oynadı; MPLA’nın Meclis grup başkanlığını yürüttü ve 1998-2003 yılları arasında MPLA Genel Sekreteri olarak görev yaptı. Ancak 2001-2002 döneminde Angola iç savaşının bitimine yakın, Dos Santos’un olası görevden çekilme sinyalleri üzerine Lourenço halefi olmaya hazır olduğunu belli etti. Bu erken ortaya çıkan hırs, Dos Santos tarafından hoş karşılanmadı ve Lourenço’yu partinin genel sekreterliği görevinden uzaklaştırmasına yol açtı. Dos Santos o dönemde öncelikle kendi oğlu José Filomeno dos Santos’u veya petrol şirketi Sonangol’un eski başkanı Manuel Vicente’yi veliaht olarak düşündüyse de, bu isimler partide veya kamuoyunda kabul görmedi (biri hanedanlık kayırmacılığı tepkisine, diğeri yolsuzluk iddialarına takıldı). Böylece Lourenço bir süre arka planda kalsa da tamamen gözden düşmedi; 2003 yılında Ulusal Meclis’in birinci başkanvekili görevine getirilerek siyasi kariyerine devam etti ve 2014’e dek mecliste bu üst düzey pozisyonu sürdürdü.

Savunma Bakanlığı Dönemi (2014–2017)

João Lourenço, uzun süre yasama organında ve parti kademelerinde edindiği deneyimin ardından, Nisan 2014’te ülkenin Savunma Bakanı olarak yürütme organına katıldı. Bu görev, onun görece gözlerden uzak geçen siyasi kariyerini hükümet vitrinine taşıyarak daha geniş kitlelere tanınmasını sağladı. Angola ordusunun eski bir generali olarak Savunma Bakanlığı koltuğunda oturması, hem silahlı kuvvetler içinde saygınlığını pekiştirdi hem de partinin üst yönetimindeki konumunu güçlendirdi. Nitekim Ağustos 2016’da MPLA’nın başkan yardımcılığına getirilmesi, Lourenço’yu Devlet Başkanı Dos Santos’un ardından gelen en güçlü isimlerden biri konumuna yükseltti. Bu gelişme, Dos Santos’un olası halefi olarak görülmeye başlanmasına yol açtı. Dış gözlemciler Lourenço’yu partiye sadakatiyle tanınan, çatışma yaratmayacak "uzlaşma adamı" olarak değerlendiriyorlardı. Kendi ifadesiyle, “uzun zamandır bu göreve hazırlanıyor ve hazırlatılıyordu”. Savunma Bakanlığı dönemi, Lourenço’nun parti içinde kazandığı güven sayesinde, onu Angola’nın bir sonraki devlet başkanı olmaya taşıyacak sürecin başlangıcı oldu.

Angola Devlet Başkanlığına Giden Süreç

2016 yılının sonuna gelindiğinde Angola’da iktidar partisi MPLA, yaklaşan seçimler için João Lourenço’yu devlet başkanı adayı olarak belirledi. Dos Santos’un 37 yıllık iktidarının ardından görevi bırakacağını açıklamasıyla (Şubat 2017), Lourenço’nun adaylığı resmileşti ve parti içinde geniş bir mutabakatla desteklendi. Uzun yıllardır MPLA’nın “parti aygıtının adamı” olarak bilinen Lourenço, dengeli ve ılımlı bir seçenek olarak görülüyordu. 23 Ağustos 2017’de gerçekleştirilen genel seçimlerde MPLA oyların çoğunluğunu elde ederek iktidarını korudu; böylece Lourenço Angola’nın yeni devlet başkanı seçildi ve 26 Eylül 2017’de yemin ederek görevine başladı. Bu, 1979’dan beri ülkeyi yöneten José Eduardo dos Santos döneminin sona erdiği ve Angola’da yeni bir sayfanın açıldığı anlamına geliyordu.

Göreve gelmeden önce birçok gözlemci, Lourenço’nun selefinin etkisinden çıkamayacağı ve “dos Santos’un ideal veliahdı” olarak eski düzeni aynen sürdüreceği kanaatindeydi. Muhalefet ve sivil toplum da onun sistemi değiştirmeyeceğini, MPLA iktidarının çizgisinde devam edeceğini düşünüyordu. Ancak seçim kampanyası boyunca verdiği mesajlarda da görüldüğü üzere, Lourenço bir yandan ilk devlet başkanı Agostinho Neto’nun mirasına sahip çıkacağını söylerken diğer yandan yolsuzlukla mücadele ve ekonomik reform vurgusu yapmaktaydı. Dolayısıyla, 38 yıllık dos Santos iktidarı sonrasında Lourenço’nun nasıl bir yol izleyeceği hem Angola içinde hem uluslararası çevrelerde merakla takip edildi.

Devlet Başkanlığı Dönemi: İç Politika ve Reformlar

Lourenço, Eylül 2017’de devlet başkanlığı koltuğuna oturur oturmaz, beklentilerin aksine selefi dos Santos’un kurduğu nüfuz ağlarını çözmeye yönelik cesur adımlar atmaya başladı. İlk icraatlarının başında, dos Santos ailesinin kilit ekonomik pozisyonlardan uzaklaştırılması geliyordu. Göreve başladıktan sadece birkaç ay sonra, Kasım 2017’de dos Santos’un kızı Isabel dos Santos’u devlet petrol şirketi Sonangol’un yönetim kurulu başkanlığından azletti. Ardından, Ocak 2018’de dos Santos’un oğlu José Filomeno dos Santos’u ülkenin egemen varlık fonunun başkanlığından görevden aldı; yine dos Santos ailesinden damadı Sindika Dokolo’yu elmas ticaretindeki etkili konumundan uzaklaştırdı. Bu hamleler, Lourenço’nun nepotizme karşı taviz vermeyeceğinin ve selefinin aile üyelerine dayanan güç yapısını dağıtmaya kararlı olduğunun güçlü işaretleri oldu. Ancak buna rağmen, dos Santos ailesi ülke ekonomisinin birçok kilit sektöründeki etkisini tamamen yitirmedi; eski düzenin kalıntıları ekonomik yaşamda varlığını sürdürdü.

Yeni devlet başkanının birinci önceliği, devlet mekanizmasını yolsuzluklardan arındırmak ve ılımlı ekonomik reformlar gerçekleştirmek oldu. Lourenço, ilk görev dönemini “yozlaşmaya karşı amansız mücadele” sloganıyla özdeşleştirdi ve kamu kaynaklarını zimmetine geçirenlere karşı sert bir tutum sergiledi. 2018 yılında, parti içindeki gücünü pekiştirmek amacıyla MPLA’nın genel başkanlığını da üstlenerek (dos Santos’un partiden emekli olmasıyla) devlet ve parti yönetimini birleştirdi. Böylece hem hükümette hem partide tam kontrol sağlayarak reformlarını hızlandırmayı hedefledi. Nitekim üst düzey güvenlik bürokrasisinde de değişiklikler yaparak istihbarat servisi ile ordu genelkurmay başkanını, haklarındaki büyük yolsuzluk soruşturmaları nedeniyle görevden aldı. Bu adımlar, Angola devlet yapısının tepelerinde uzun yıllar boyunca ilk kez bu denli kapsamlı bir yenilenme olduğuna işaret ediyordu.

Lourenço yönetimi, ekonomik alanda ise beklenen hızlı iyileşmeyi sağlamakta zorlandı. Angola’nın ekonomisi, yıllarca petrol gelirlerine bağımlı tek yönlü bir yapıdaydı ve 2014 sonrası petrol fiyatlarındaki düşüşle beraber ciddi bir durgunluğa girmişti. Lourenço, ekonomiyi çeşitlendirmek ve özel sektörü canlandırmak üzere bazı kamu şirketlerinin özelleştirilmesi gibi reform planları başlattıysa da sonuçlar sınırlı kaldı. Ülke, 2016’dan itibaren arka arkaya resesyona girdi ve 2018’de ekonomi halen %1 civarında daralmaktaydı. İşsizlik oranı %20 düzeylerinde seyretti, enflasyon ise yüksek kalmaya devam etti. Bu ekonomik zorluklar, yolsuzlukla mücadeledeki başarılara rağmen halkın günlük hayatına yeterince olumlu yansımadı ve Lourenço’nun popülaritesinde aşınmaya yol açtı. Ekim 2020’de, bizzat Lourenço’nun atadığı bazı üst düzey isimlerin (örneğin kabine direktörü Edeltrudes Costa) yolsuzluk iddialarına karışması hükümete yönelik protestolara neden oldu; Luanda sokaklarında göstericiler bu şahısların görevden alınmasını talep ettiler. Tüm bu gelişmeler, Lourenço’nun anti-yolsuzluk seferberliğinin içeride karmaşık bir siyasi denkleme dönüşmeye başladığını gösteriyordu.

Ağustos 2022’de yapılan genel seçimler, Angola iç siyasetindeki güç dengelerinin değişmeye başladığını ortaya koydu. Lourenço liderliğindeki MPLA, bu seçimde %51,17 oy alarak az bir farkla birinci parti çıktı; ana muhalefet partisi UNITA ise oylarını %43,95’e yükseltti ve sonuçlara itiraz etti. MPLA her ne kadar meclis çoğunluğunu koruyup Lourenço’nun ikinci dönemini garantilemiş olsa da, bu sonuç partinin 1975’ten bu yana aldığı en düşük oy oranıydı. Seçim sonrası muhalefetin ve genç nüfusun memnuniyetsizliği sokak gösterilerine ve uluslararası gözlemcilerin süreçle ilgili eleştirilerine yansıdı. Yine de anayasal düzen içinde Lourenço Eylül 2022’de ikinci kez devlet başkanlığı yeminini ederek görevine başladı. Yeni dönemde, bir önceki dönemde başlattığı yolsuzlukla mücadele ve ekonomik reformları sürdürme sözü verdi; ancak daralan halk desteği ve güçlenen muhalefet karşısında iç politikada uzlaşmacı adımlar atması gerekeceği yorumları yapıldı.

Devlet Başkanlığı Dönemi: Uluslararası İlişkilerdeki Rolü

João Lourenço, ülke içinde karşılaştığı zorluklara paralel olarak Angola’nın bölgesel ve uluslararası arenadaki profilini yükseltmeye odaklandı. Göreve geldikten sonra Afrika’daki diplomatik girişimlerde ön saflarda yer alarak Angola'yı kıtanın barış ve istikrar çabalarının merkezine konumlandırmaya çalıştı. Özellikle Orta Afrika bölgesindeki krizlerde arabuluculuk rolü üstlenmesi, Lourenço’yu uluslararası alanda öne çıkardı. 2022 yılında, Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC)’nin doğusundaki çatışmaların çözümü için başlatılan “Luanda Süreci” adlı diplomatik girişime öncülük etti. Afrika Birliği’nin özel kolaylaştırıcısı sıfatıyla hareket eden Lourenço, DRC ile komşu Ruanda arasındaki gerginliğin yatıştırılması amacıyla 2022 ve 2023 yıllarında Luanda’da bir dizi zirve toplantısı organize etti. Bu görüşmelere DRC ve Ruanda liderlerinin yanı sıra bölgedeki diğer ülkelerin temsilcileri katıldı. Lourenço, isyancı M23 hareketi ile DRC hükümeti arasında ateşkes anlaşmaları sağlanmasına yardımcı oldu. Ancak sahadaki çatışmalar sık sık yeniden alevlendi ve imzalanan ateşkesler çoğu kez ihlal edildi. Tüm çabalara rağmen, Mart 2025’e gelindiğinde isyancı grubun uzlaşmaz tavrı ve bölgesel güvensizlik ortamı nedeniyle Angola arabuluculuk misyonunu sonlandırdığını açıkladı. Bu süreç, Lourenço’nun kişisel olarak yoğun emek harcadığı bir diplomatik inisiyatif olsa da, çatışmanın tam çözümüne ulaşılamaması kendisi açısından bir hayal kırıklığı olarak nitelendirildi. Yine de Angola Devlet Başkanı’nın bu çabaları, onun “barış adamı” olarak uluslararası itibarını artırdı ve Afrika’daki krizlere müdahil olabilen bir lider profili çizdi.

Lourenço, bölgesel diplomasi dışında kıtasal ve küresel düzeyde de Angola’nın sesini duyurmak için adımlar attı. Şubat 2025’te Afrika Birliği dönem başkanlığı Lourenço’ya geçti; ilk kez Angolalı bir lider bu pozisyona gelmiş oldu. Afrika Birliği dönem başkanı olarak Lourenço, kıta genelindeki çatışmalara çözüm arayışını öncelikli hedef ilan etti. Özellikle askeri darbelerin peş peşe yaşandığı Batı ve Orta Afrika ülkelerinde (Mali, Burkina Faso, Nijer, Gine, Gabon gibi) anayasal düzenin geri döndürülmesi ve bölgesel iş birliğinin artırılması için diplomatik temaslarda bulundu. 2023’te Gabon’da yaşanan darbe sonrasında, Lourenço hem Gabon’un yeni lideri General Brice Oligui Nguema’nın yemin törenine katılarak uluslararası topluma diyalog mesajı verdi hem de devrilen Cumhurbaşkanı Ali Bongo’nun serbest bırakılıp Angola’ya gelmesine aracı oldu. Ali Bongo ve ailesinin Eylül 2023’te Librevil’deki ev hapsinden çıkarılıp Luanda’ya yerleşmesi, Lourenço’nun Afrika’daki krizlerde yapıcı bir rol oynama isteğini gösteren sembolik bir gelişmeydi.

Angola’nın dış politikasında Lourenço döneminde belirginleşen bir başka unsur, küresel güçlerle kurulan dengeli ilişkilerdir. Her ne kadar Lourenço gençlik yıllarında Sovyetler Birliği’nde eğitim görmüş ve Angola ekonomisi yıllar içinde büyük ölçüde Çin kredilerine bağımlı hale gelmiş olsa da (Angola’nın dış borcunun yaklaşık %40’ı Çin’e olan borçtur), yeni dönemde Angola’nın Batı dünyasıyla ilişkileri de ileri seviyede gelişmiştir. Lourenço yönetimi, ABD ve Avrupa ülkeleriyle ekonomik ve stratejik ortaklıklara önem vermektedir. Nitekim ABD Başkanı Joe Biden, görev süresi boyunca (2021-2025) tek Afrika ziyaretini Angola’ya gerçekleştirerek Aralık 2024’te ülkeye gelmiştir. Biden’ın Angola ziyareti kapsamında Lobito şehrindeki büyük altyapı projesini (Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Zambiya’yı Angola’nın Atlas Okyanusu kıyısına bağlayacak stratejik demiryolu koridoru) yerinde incelemesi, Angola’nın ABD ile artan iş birliğinin bir göstergesi olarak yorumlandı. Uzmanlar, Lourenço döneminde Angola-ABD ilişkilerinin tarihin en iyi seviyesine ulaştığını vurgulayarak, Angola’nın Çin etkisine karşı denge arayışında Washington’la yakınlaştığına dikkat çekmektedir. Sonuç olarak, João Lourenço devlet başkanı olarak sadece Angola’nın içinde bulunduğu zorlu mirası dönüştürmeye çalışmakla kalmamış, aynı zamanda ülkesinin uluslararası arenadaki konumunu güçlendirmek üzere çok yönlü bir dış politika izlemiştir. Bu sayede Angola, gerek Afrika’da barışın tesisinde arabulucu bir aktör olarak, gerekse büyük güçlerle ilişkilerinde yeni bir denge unsuru olarak anılmaya başlanmıştır.

Benzer Bloglar