21. Yüzyılda Kırılan Dünyada Fas’ın Jeopolitik Rolü
21. Yüzyılda Kırılan Dünyada Fas’ın Jeopolitik Rolü
Küresel sistemin çok merkezli bir yapıya evrildiği 21. yüzyılda, **Fas Krallığı**, Afrika ile Avrupa arasındaki stratejik konumunu kullanarak bölgesel ve küresel jeopolitikte belirleyici bir aktör haline geliyor. Uluslararası dengelerin hızla değiştiği bu dönemde Rabat yönetimi, diplomasi, güvenlik ve ekonomi alanlarında geliştirdiği çok boyutlu stratejiyle yeni dünya düzeninde kalıcı bir konum inşa etmeye çalışıyor.
Küresel Düzendeki Kırılma ve Fas’ın Konumu
Soğuk Savaş sonrası oluşan tek kutuplu yapı, son on yılda yerini parçalı ve rekabetçi bir sisteme bıraktı. ABD–Çin gerilimi, Rusya’nın yeniden yükselen askeri ve siyasi etkisi, Avrupa Birliği’nin iç krizleri ve Orta Doğu’daki istikrarsızlık, uluslararası sistemde kalıcı bir belirsizlik dönemi oluşturdu.
Bu ortamda Fas, istikrarını koruyabilen nadir ülkelerden biri olarak öne çıkıyor ve bu özelliği, ülkeyi bölgesel güçler ile küresel aktörler arasında güvenilir bir ortak haline getiriyor.
Fas’ın Çok Yönlü Dış Politika Mimarisi
Rabat yönetiminin son yıllarda izlediği dış politika, tek bir ittifaka yaslanmak yerine **çok eksenli bir denge modeli** üzerine kuruluyor.
* ABD ile: Güvenlik ve savunma işbirliği
* Avrupa Birliği ile: Ticaret, yatırım ve göç alanlarında stratejik ortaklık
* Çin ile: Altyapı, enerji ve lojistik yatırımları
* Afrika ülkeleriyle: Finans, kalkınma ve dini diplomasi
Bu yapı, Fas’ın farklı kriz dönemlerinde manevra alanını genişletmesine olanak sağlıyor.
Batı Sahra Dosyası ve Diplomatik Konsolidasyon
Batı Sahra meselesi, Fas dış politikasının merkezinde kalmayı sürdürüyor. Rabat, bu konuda son yıllarda önemli diplomatik kazanımlar elde etti. Birçok Afrika ve Arap ülkesi, Batı Sahra konusunda Fas’ın özerklik planına destek verirken, ABD’nin de bu yaklaşımı tanıması Fas’ın uluslararası konumunu güçlendirdi.
Bu dosya, Fas’ın sadece bölgesel değil, küresel diplomasi masasında da **müzakere kapasitesini** artıran temel başlıklardan biri haline geldi.
Ekonomik Güç ve Jeopolitik Etki
Fas, jeopolitik etkisini yalnızca diplomasi ve güvenlik üzerinden değil, **ekonomik entegrasyon** yoluyla da inşa ediyor. Tanger Med Limanı, Afrika’nın en büyük lojistik merkezlerinden biri olarak ülkenin ticari kapasitesini genişletirken; bankacılık sektörü ve altyapı yatırımları Rabat’ın kıta genelindeki etkisini pekiştiriyor.
Bu ekonomik açılım, Fas’ı birçok Afrika ülkesi için **finansal ve ticari referans noktası** haline getirmiş durumda.
Yeni Dönemde Fas’ın Rolü
Uzmanlara göre Fas, önümüzdeki dönemde:
* Akdeniz havzasında diplomatik denge unsuru,
* Sahel güvenliğinde kilit aktör,
* Afrika–Avrupa ilişkilerinde arabulucu güç olarak konumunu daha da sağlamlaştıracak.
Bu rol, Rabat’ın yalnızca bölgesel değil, küresel stratejik mimaride kalıcı bir aktör olma hedefinin temelini oluşturuyor.
Türkiye–Fas İlişkileri: Sessiz Ama Stratejik Ortaklık
Fas’ın çok eksenli dış politika mimarisinin önemli ayaklarından birini de Türkiye ile geliştirilen stratejik ilişkiler oluşturuyor. Ankara–Rabat hattında son yıllarda savunma sanayii, enerji, altyapı yatırımları, Afrika açılımı ve ticaret alanlarında derinleşen iş birliği dikkat çekiyor. Türkiye’nin Afrika politikasındaki genişleme süreci ile Fas’ın kıta içindeki ekonomik ve diplomatik ağırlığı, iki ülkeyi birçok dosyada tamamlayıcı ortaklar konumuna taşıyor. Bu çerçevede Fas, Türkiye açısından Batı Afrika ve Sahel bölgesine açılan kritik bir diplomatik ve lojistik merkez işlevi görüyor.
21. yüzyılın parçalı ve belirsiz jeopolitik ortamında Fas, istikrarı, çok yönlü diplomasisi ve ekonomik açılımı sayesinde yükselen bir güç profili çiziyor. Rabat yönetimi, yeni dünya düzeninde kendisine kalıcı ve etkili bir rol biçmeye hazırlanıyor.